Adımların havaalanı salonlarında yankılandığında, yolculuğun seni dünyanın dört bir yanındaki uzak şehirlere götürdüğünde ve sonra gözlerin sakin ve vakur bir şekilde yürüyen hicaplı bir kadına iliştiğinde, “Allahu Ekber” çağrısının ilan edildiğini hissedersin — fakat bir minare olmaksızın.
Sanki hicabı aracılığıyla, bulunduğu yerde İslam’ın varlığını ilan eden bir bayrağı kuşanmış gibidir.
Bir Müslüman erkek şık bir takım elbise ya da modern bir gömlek içinde kalabalığa karışabilirken, Müslüman kadın hicabı sayesinde açıkça ayırt edilen bir sancak olarak kalır — solmayan, kalıcı bir sembol.
O, İslam’ın kamusal alandaki varlığının en açık görsel işaretidir. Bu nedenle, hicaba karşı yürütülen Batılı kampanya hiçbir zaman yalnızca geleneksel bir giysiyle yaşanan kültürel bir çatışma olmadı; özünde, bu özgün dinin varlığının kamusal tanıklığıyla bir yüzleşmeydi.
Onlar — politik ve kültürel olarak, büyük bir farkındalıkla — bir kadının hicabının basitçe bir kumaş parçası olmadığını anladılar. O, hareket eden bir dini semboldür; dinin kalbin özel köşelerine hapsedilmek istendiği ve kamusal hayatta kendini ifade etmesinin engellenmeye çalışıldığı bir zamanda, İslam’ın yaşayan, günlük bir ilanıdır.
Batı uygarlığının mimarisi içinde her şey çözülmeye, dağılmaya ve sökülmeye tabidir: aile, din, dil ve kimlik. Ancak hicap — bu açık ve günlük sembol — bu söküm bağlamını yarıp geçer.
Hicaplı kadın, insanlar arasında yürürken, İslam’ın karşıtlarının taşıdığı zafer yanılsamasını bozar.
Onun sade görünümünde, İslam’ın var olma hakkının yeniden sahiplenilmesi vardır; vakur varlığında ise, dünyevi dünyanın kalabalığı ortasında Cennet yoluna dair sessiz bir hatırlatma bulunur.
Bu nedenle, medyanın iş birliği yapması, yasaların seferber edilmesi ve bu sembolü bilinçten ve davranıştan karalamak ve söküp atmak için kampanyaların başlatılması şaşırtıcı değildir.
Dinin karşıtları, İslam mesajının özüne darbe indirmekte başarısız olunca, bunun yerine onun görünür işaretlerini yıkmaya yöneldiler.
Şunu açıkça ilan eden bir simgeye tahammül edemezler: İslam burada. Vahyi susturmayı başaramadıklarında, sembollerinin yankısını kısmaya çalıştılar.
Bu yüzden, sevgili kız kardeşim, sen yalnızca bir giysi giymiyorsun. Sen, sulandırma çağında mesajın sancağını taşıyorsun.
Yoldan geçenlere, İslam’ın bu dünyada hâlâ canlı olduğunu gösteriyorsun. Senin sebatın sayesinde, İslam’ı yaşayan bir varlık olmaktan çıkarıp bir müze kalıntısına dönüştürmeyi amaçlayan proje yenilgiye uğrar.